Yorum 2

Annemden Neler Öğrendim

İnsanın ilk öğretmeni annesidir. Doğmadan önce onun vücudunda geçirdiğimiz aylarda yaşama hazırlanmayı öğreniriz. Fiziksel buluşma başlayınca koşulsuz sevginin var olabileceğini öğreniriz. Ağlayınca el pençe divan duran birinin varlığını öğreniriz. Bizi koklayıp öptüğünde sakinleştiğini öğreniriz. Büyüyünce koşunca terleyeceğimizi ve sonra soğuk su içersek de hastalanacağımızı öğreniriz. Oyuncakların aslında değerli olmadığını, sevdiklerimizle beraber olmanın en iyi oyuncaktan daha kıymetli olduğunu öğreniriz. Sevmenin tüm duyguların en yücesi olduğunu öğreniriz. Okumanın gerekli olduğunu, mutlaka eğitim almamız gerektiğini öğreniriz. Kitap okuma alışkanlığını öğreniriz. Yanlış bir şey yaptığımızda özür dilemeyi öğreniriz. Dikkat etmeyi, özen göstermeyi öğreniriz. Sokakta oynamanın güzel bir şey olduğunu, ama kendimizi tehlikeye atmamamız gerektiğini öğreniriz. Bisiklete binmenin keyfini öğreniriz. Düştüğümüzde yaralarımızı saran birinin olduğunu ve acıyan yaramıza geçsin diye üflediğinde kendi canının da yandığını öğreniriz. Ateşler içinde yatarken başımızda beklediğini görürüz, biz hasta olduğumuzda iyileşmemiz için dua ettiğini öğreniriz.
Okulda başarılı olmamızın gurur verici olacağını, ama herşeyden önemlisi bizim için daha önemli olduğunu öğreniriz. Kendi kendimize ödev yapmayı, ders çalışmayı öğreniriz. Yardım istediğimizde her an orada olduğunu öğreniriz.Ayaklarımız takıldığında bize el uzatacak birinin olduğunu öğreniriz. Düştüğümüzde tek dostumuzun annemiz olduğunu öğreniriz. Hayata atılırken tecrübesiyle bize yol göstereceğini öğreniriz. Her zaman söylediklerinin doğru çıktığını öğreniriz. Ben söylemiştim dediğinde söylediklerinin çıktığını öğreniriz. Çocuk yetiştirme konusunda hala ondan öğreneceklerimizin olduğunu öğreniriz. Kitaplarla anne olunmayacağını öğreniriz. Koşulsuz sevmeyi öğreniriz. Kocaman kucaklamayı öğreniriz. Daha birçok sayamadığım şeyi öğreniriz.
Anneler bu yüzden de ayrıca değerlidir. Anneler gününde bu yazıyı yazmaya niyetlenmiştim ama vakit bulamadım. Anneler her gün kıymetli, her gün değerli. Mutlu, kutlu günler!

Devamını oku...
Yorum 1

Çocuklu Kadın

Anne olunca insanların size bakışı değişiyor. Bazı şeyler göz ardı edilebiliyor, bazı kusurlar görmemezlikten geliniyor, bazı zamanlar siz görmemezlikten geliniyorsunuz.
Çalışan bir anne olunca durum daha da ağırlaşıyor. Çocuk da yaparım kariyer de şarkısıyla çıkış yapsanız da, çevrenin size ikinci bir albümde başarılı olmanız çok zor gözüküyor. Bir kadın olarak dünyanın herhangi bir yerinde kariyer yapmak (!) zaten çok zor bir şey. Kariyer yapmak kelimesine ünlem eklememin sebebi, anlamını tam olarak da bilmememdir. Kariyer yapmak, herkes için aynı şeyi ifade etmiyor zira.
Genelde bekar veya çocuksuz kadınların daha başarılı bir şekilde kariyer basamaklarını tırmanacağı, çocuk yaparsanız siz basamakları tırmanırken çocuğun gelip paçanıza yapışacağı ve sizi aşağıya çekeceği anlayışı hakim. Hal böyle olunca, biz anneler evde gösterdiğimiz olağanüstü başarılara bir de işte kendimizi ispatlama misyonuyla devam ediyoruz. Sadece işini yapmak, işinde başarılı olmak yeterli olmuyor, çünkü insanlar size baktıklarında çalışan kadın değil, çocuklu kadın görüyorlar.
Çocuklu kadın çok yüklü anlamlara sahip. Cümle içinde kullanmamız gerekirse: Sen çocuklu kadınsın, senin burada ne işin var? Sen çocuklu kadınsın, sen yapmasan da olur. Sen çocuklu kadınsın, seyahate falan çıkamazsın zaten. Sen çocuklu kadınsın, mesaiye kalamazsın. Sen çocuklu kadınsın, hafta sonu çalışmamız gerekiyor, gelemezsin. Sen çocuklu kadınsın, iş çıkışı yemek yiyeceğiz, gelemezsin.
Siz siz olun çalışan anne, kadın, anne, çalışan olun ama çocuklu kadın olmayın.


Devamını oku...
Yorum 5

Anne Bebek Dergisinin Ekim Sayısına Konuk Olduk!


Sevgili Aslıhan Gündüz blogunda duyurmuştu; blog tanıtımı yapmak istiyorsak ve blogumuz Anne Bebek Dergisi'nde çıksın diyorsak belli adımları takip edecektik. 
Ben de tam öyle yaptım ve bu sayede Ekim 2012 sayısında "Okur Ziyareti" köşesinde Yonca'nın Blogu ve anneliğe dair ropörtajımızla konuk olduk.
Bu bizim basında ilk tanıtımımız ama son olmayacak, çünkü paylaşımlara, okumaya, araştırmaya devam ediyoruz.
Derginin Ekim sayısını almanızı ve Yonca'nın blogunu takip etmenizi önemle tavsiye ederiz.

Devamını oku...
Yorum 0

Komşu Blog'um

Blog yazılarımla ilgili işbirliği yapma zamanı geldi.
Kendisini sosyal medya aracılığıyla tanıdım, sitesini beğendim ve şimdi de blog yazarı olmaya hazırlanıyorum. Bebekchik Bebe'den bahsediyorum.

Bir kadın girişimi olması bakımından ayrıca destekliyorum. Bundan sonra yazılarımın bir kısmı Bebekchik'in blog sayfasında da yayınlanacak.
Takipte kalmanız dileğiyle...
Devamını oku...
Yorum 8

Eyvah Düşüyor(d)um!

Yonca'nın annesi sıfatıyla katıldığım ilk yarışma programı olma ünvanı "Eyvah Düşüyorum" bu akşam Startv'de yayınlanıyor ve ben bu programda yer alıyorum.
Hobilerimden biri olan bilgi yarışmalarına katılmak Yonca'nın hayatımıza katılmasıyla farklı bir anlam kazandı benim için. Artık kızımın adının anlamını gösterebileceğim bir alan daha oldu böylece...
Ben yarışmada çok eğlendim, yeni arkadaşlıklar edindim. Eser Yenenler'le tanıştım. Güleryüzlü Endemol ekibiyle tanışmış oldum.
Yarışma sırasında bilgimi sınadım, yeni şeyler öğrendim.
Şimdi zevkle izleme sırası geldi. Geç saatte yayınlansa da izlemenizi tavsiye ederim, eğlendirirken öğreten program çünkü bu :)


Yonca'nın annesinin katıldığı "Eyvah Düşüyorum" yarışmasının
görüntülerini  aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz...


Devamını oku...
Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Son Yorumlar

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

    Erkut Demirel'in Hikaye Kitaplarından En Çok Hangisini Beğendiniz?