Yorum 4

Dönence döner, bebekler izler...


Bebeklerin beşiklerini süsler dönenceler. 2. ayından itibaren, bebekler artık bulanık görmekten normale terfi etmişlerdir. Önceleri anne ve babalarını tanıyan bu minik tatlı şeyler artık dünyadaki diğer kişileri ve nesneleri de görebildikleri için hayatları daha cazip bir hal almıştır.
Bu esnada, bebekleri hala sırt üstü yatırabiliyorken, dönenceler çok faydalı olur. Bebeğiyle yalnız ilgilenmesi gereken annelerin kendilerine ayıracak zamanları, nefes alabilmek için dakikaları olur böylece.
Playskool dönencesi de bizim hayatımızı ve kızımınkini renklendirdi. Gloworld serisinin ateş böcekleri kızımın ilk yatak arkadaşları olup hayatımıza girdiler. 3 tane sevimli ateş böceğinin dönüşünü izlemek Yonca için sanki  evrendeki önemli bir oluşumu incelemek gibi bir şeydi.
Sevgili kızım ateş böcekleri döndükçe sevinir, onları izler, gülümser ve tepki verirdi. Şimdi ise biraz daha büyüyünce onları yakalamaya çalışıyor ve yine çok eğleniyor.
Normal fiyatı gayet tuzlu olan bu ürün Bebekchik'te indirimde.
Aşağıdaki bağlantıdan kampanyayı görebilirsiniz:
Bebeklerinize ve size iyi eğlenceler dileklerimle...
Devamını oku...
Yorum 4

Dişimiz var, (d)işimiz var!

Bir bebeğin çocukluğa adım attığı ilk dönemdir diş çıkardığı dönem. Bebekler diş çıkarırken vücutlarındaki yeni oluşuma tepki olarak huysuzluk geliştirirler. Ateş eklenirse tadından yenmez bir hal alır.
Bebeklerin salyalarının akması ve buldukları her nesneyi ağızlarına götürmeleri çıkacak olan dişlerin habercisidir.
Yonca için bu normal durumlar geçerli olmadı tabii ki. Sevgili kızım ikinci ayından itibaren bol salyalı olarak dolaştı, önlük takmadan gezmedi, bulduğu her nesneyi ağzıyla kontrol edip tattı. Görenlerin tepkisi "Bu çocuk kesin diş çıkaracak yakında" idi. Fakat ne gelen vardı, ne de ucundan görünen...
Gel gelelim Yoncacık 9.ayının dolmasına günler kala huysuzluk ve uykusuzluk dizisi sonunda ilk dişini annesine gösterdi.  
Annesi gibi çok yönlü olan kızım da hem viral rahatsızlığını, hem de diş huysuzluğunu bir arada çıkarmak isteyince uykusuz geceler, saat başı uyanmalar, yüksek ateş, kucaktan bırakılınca ağlamalar vazgeçilmezimiz oldu.
Normal bebeklerin alt dişlerinin çıktığı durumda Yonca da iki tane üstten olmak üzere tavşan dişleriyle bize gülümsedi. Şimdi ise aşağıdaki iki diş daha yolda ve huysuzluklar sanki kızımın huyu oldu. Bu dönemin geçici olacağını umuyor, kendisine diş çıkarma döneminde bol huzur diliyorum :)

Devamını oku...
posted under , , , | 4 Comments
Yorum 2

Sivrisinekler! Uzak durun benden...


Sivrisineklerin en çok sevdiği şey bebek ve çocukları ısırmak olsa gerek! O minik bedenlerde oluşan ısırık yaralarını gördükçe anne ve babalar sivrisineklere söylenmekten kendini alamaz. İşte bu duruma mahal vermemek adına Chicco'nun Sinek Kovucusu'nu devreye sokmamız gerekiyor. Ben denedim, kesinlikle işe yarıyor. Tıpkı piste konmak isteyen uçaklar gibi sivrisinekler yanaşırken birden rahatsız olup tekrar havalanıyorlar. Tatile çıkanlar veya sivrisinek mağduru olanlara duyurulur...


Satın almak isteyenler için kısayolumuz:


Devamını oku...
Yorum 0

Komşu Blog'um

Blog yazılarımla ilgili işbirliği yapma zamanı geldi.
Kendisini sosyal medya aracılığıyla tanıdım, sitesini beğendim ve şimdi de blog yazarı olmaya hazırlanıyorum. Bebekchik Bebe'den bahsediyorum.

Bir kadın girişimi olması bakımından ayrıca destekliyorum. Bundan sonra yazılarımın bir kısmı Bebekchik'in blog sayfasında da yayınlanacak.
Takipte kalmanız dileğiyle...
Devamını oku...
Yorum 0

Yonca'dan Annesine Mektup

Canım annem,
Ne kadar şaşırdığını biliyorum, ama ben bir zamane çocuğuyum. İşte bu küçücük halimle sana mektup yazıyorum. İnternetin, teknolojinin, sosyal medyanın olduğu bir ortamda dünyaya geldim. Senin bana blog yazman da bunun göstergesi değil mi?
Sana bu mektubumu teknolojinin nimetlerini kullanarak yazıyorum. Artık kalemin eskisi kadar popüler olmadığı, üretimden çok tüketimin desteklendiği bir zamanda yazıyorum. İşte bu yüzden senin bana böyle bir hediye vermen beni çok sevindiriyor.
Benimle yaşadığın her günün özel olduğunu söylüyorsun ya, ben de senin gibi bir annem olduğu için çok şanslı  hissediyorum kendimi. Her annenin çocuğuna sevgisi tarif edilemez, senin de sevgin ölçülmez boyutta.

Beni dünyaya getirdiğin için sana çok teşekkür ediyorum. Biliyorum, çok güzel bir zamanda dünyaya gelmedim, ama zaten büyükler hep öyle söylüyor. Bizim zamanımız daha iyiydi, her şey gittikçe kötüye gidiyor diyorlar. Ben onlara inanmıyorum. Benim zamanım da iyi olacak, hatta daha iyi bile olacak. Bunun için ailemin  verdiği eğitim ve kişisel çabam yeterli olacak.
Küçük olduğumu, hiçbir şey algılamadığımı düşünenler yanılacaktır. Aksine ben her şeyi anlıyorum. Konuşulan cümleler tam olarak anlamlı olmasa da, etrafımdakilerin mimik ve jestlerinden ruh hallerini fark ediyor ve ona göre tepki geliştiriyorum. İleride konuştuğum zaman bunu daha iyi anlayacaksınız.
Sana bu mektubu asıl yazma sebebinden uzaklaştığımı fark ettim... Bugün senin doğum günün. Senin için çok özel bir gün, çünkü tıpkı senin beni dünyaya getirdiğin gibi anneannem de seni bugün dünyaya getirdi. Anneanneme ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Hem seni doğurma kararını aldığı, hem de seni büyütüp yetiştirdiği için.
Dünyaya, ülkesine, ailesine faydalı evlat sahibi olmak tüm annelerin duası. Umarım ben de sizlere layık bir evlat olurum. Seni hiç üzmem ve daima mutlu haberlerle yanına gelirim. 
Benimle geçirdiğin ilk doğum gününde sana bu kısa mektupla seslenmek istedim. Büyüyüp okula gidince inşallah ben de senin gibi daha nice yazılar yazacağım. 
Teşekkürlerimi sunarak mektubumu bitiriyorum. Seni çok seviyorum.

Biricik kızın,
Yonca 

Mektubu okuyorum ve gözlerim doluyor. Ovuşturmak isterken uyanıyorum. Bir bakıyorum, Yonca beşiğinde mışıl mışıl uyuyor. Uykusundan bana seslendiğini düşünüyor ve kocaman bir gülümsemeyle ben de uykuya dalıyorum. Aldığım en güzel doğum günü hediyesi diye geçiyor aklımdan, rüya olmasının ne önemi var...

Devamını oku...
posted under , , , | 0 Comments
Yorum 5

Bir Lohusanın Güncesi

Biliyorum yazacaklarım anne olmak isteyenleri biraz korkutacak. Unutulmaması gereken bir şey varsa, o da güzel olan şeyler hep zordur. Annelik de aynen böyle bir şey...
Lohusa kelimesi Rumca'dan gelen bir kelime, yeni doğum yapmış kadın demektir. (bakınız: http://www.tdk.gov.tr/ - Güncel Türkçe Sözlük) Lohusalık süreci, annenin zihninin her şeye açık olduğu bir dönem. Bu yüzden lohusaların mezarı 40 gün açık olur derler. Korkutucu biliyorum ama maalesef doğru.
Eski adetlerde evin ortasına lohusa yatağı serilir ve lohusa kadın 40 gün bu yatakta yatarmış. Al basması olmasın diye de kırmızı kurdele takması gerekirmiş. Al basması hurafe olarak görülse de gerçek olduğunu biliyorum. Bu yüzden 40 gün boyunca lohusa kadın yalnız bırakılmıyor.
Hastanede geçirilen sürede hemşire ve doktorların yoğun ilgisi sonrası eve dönme zamanı gelip çatar. Eve gelişe kadar sıkıntı yoktur. Ama eve geldikten sonra bebeğe nasıl bakılacağı ile ilgili endişeler baş gösterir.
Lohusa eve dönüşünde 3 saatte bir beslemek zorunda olduğu bebeği, ev işleri, yemek, eş gibi görevleriyle baş başa kalır. Eğer yardımcı olan birileri varsa, ne ala; yoksa iş başa düşer.
Bebek zaten başlı başına zor bir hadisedir. Sabah akşam bilmeyen bu minik şey her şeye ağlamaktadır. Beslenme, alt değiştirme, uyku... Bunların hepsi başlı başına bir mücadele, bir meydan okumadır.
Sabah bebeğin uyanmasıyla güne başlayan anne, bebek uyuduğu zaman dinlenmek ister. Yalnız ters olan şey, bebek gündüzleri mışıl mışıl (tabii ki en fazla 2-3 saat) uyurken annenin gündüz uyarıcıların çokluğu sebebiyle uyuyamaması. Burada Murphy kuralları devreye girer ve anne tam uykuya dalacakken bebek uyanır. Süt üretimini arttırmaya çalışan anne, yorgunluk sebebiyle başarılı olamaz ve bebek doymaz. Doymayan bebek çığlık çığlığa ağlar, susturmaya çalışmak ise beyhudedir.
Gündüzü gecesi birbirine karışan anne, yemek yemek, ihtiyaçlarını gidermek ve biraz kendine ait zaman bulmak konusunda çok şanssızdır. Artık saati bebek saatidir.
Gündüz daha rahat uyuyan, gürültüde ve seste uyuyakalan bebek geceleri cin gibi olur. Beşiğine koyulduğunda sensör çalışır ve bebek ağlamaya başlar. Kucağa alınınca sakinleşir, beşiğe koyulunca ağlar. Bu anne ve bebekten biri yoruluncaya dek devam eder. Belki burada baba devreye girerse anne biraz yatakta uzanarak dinlenme fırsatı bulabilir. Beşik mücadelesinin galibi genelde bebek olur ve beslenme sürecinin sonunda uykuya dalarak anneye biraz dinlenme saati verir. Yazık ki bu süre çok uzun olmayacaktır. Gaz sorunları baş göstereceğinden bebek en fazla 1 saat sonra ağlayarak uyanır. İlk günlerde bebeğin neden ağladığını keşfetmek çok zordur.
Eve gelen her ziyaretçi bebek uzmanıdır. Bebeğin ağlamasıyla aç olduğunu şıp diye anlayıverirler. Annenin gücü genelde uzmanları susturmaya yetmez ve yenilgiyi kabullenerek bebeği besler. Biberon sever bebek annesinden çok plastik veya kauçuk uçlu yapay emzikleri, neye benzediği anlaşılmayan mamaları tercih eder. İşte bu nokta annenin kendisini yetersiz hissettiği, bebeğine iyi bir anne olmadığı konusunda kendine kızdığı yerdir. Oysa ki bu çok yersiz bir kaygıdır.
Lohusa kadın 40 günden geri sayıp, günleri çarpı koyarak işaretleyerek günlerini geçirdiği için anın tadını çıkaramaz. Ama zaten tadı çıkacak fazla bir şey de yoktur.
Keskin bıçakla ayrılmış gibi 40 gün bittiğinde sorunlar büyük ölçüde biter. Artık anne bebeğin yemek, uyku düzenine alışmıştır. Dünyadaki varlığını kabullenen minik ise artık daha az ağlamaktadır.
Mutlu günler çok yakındadır, yalnız biraz daha kulaç atmak, biraz daha koşmak gerekiyordur...
Devamını oku...
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Son Yorumlar

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

    Erkut Demirel'in Hikaye Kitaplarından En Çok Hangisini Beğendiniz?