Yorum 0

Çocuğum İçin Çocuğuma Özel

Her anne çocuğu için en iyisi olsun ister, onun için en iyisini düşünür.  Çocuğunun mutlu ve sağlıklı olması için çabalayan anneler elbette alışverişte de en iyisini seçecektir. Tabii, babaları da unutmayalım...

Peki, ya anne-baba olmadan öncesi? Annelerin dilinden en iyi anlayan alışveriş kulübü unnado.com, ebeveyn olmaya doğru giden yolu bakın nasıl anlatmış!

Türkiye’de tüm anne, baba ve çocuklara özel hizmet veren alışveriş kulübü unnado.com; çocukların mutluluğunu en az anneleri kadar düşünüyor. Hep daha iyisi olsun diye,  çocuklarınızın uykusundan sağlığına kadar tüm ihtiyaçlarını düşünen unnado.com’a  Facebook’tan bağlanabilir, hızlı ve kolay bir şekilde üye olup gönlünüzce alışveriş yapabilirsiniz.

Bir bumads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...
Yorum 0

2012'nin En Güzel Gülen Bebeğini Arıyoruz...

Hürriyet Aile

O muhteşem gülüşü ile sizin bebeğinizin “2012’nin en güzel gülen bebeği” olmasını ister misiniz?

Bebeğinizin en güzel gülen fotoğrafını ya da videosunu bizimle paylaşın, hem bebeğinize ömür boyu hatırlayacağı bir anı hediye edin hem de onun bol bol gülen fotoğraflarını çekeceğiniz iPad 2, fotoğraf makinesi ve sürpriz hediyeler kazanma şansını yakalayın.

Unutmayın, yarışmaya ne kadar çok video ya da resim ile katılırsanız kazanma şansınız o kadar artacaktır.

Kazanmak için hemen tıklayın!


Bir bumads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...
Yorum 1

Bumerang Jürisi Neden Yonca'yı Seçmeli

Bildiğiniz üzere, Yonca'nın blogu Bumerang 2012 ödüllerinde "En Tarz Blog" kategorisinde ilk ona girmeyi başardı. Şimdi sıra ilk üçe kalıp finalist olmak ve ödül töreninde ödülü kucaklayıp gelmekte.
Bizim jürimizde de diğer Bumerang jürilerinde olduğu gibi birbirinden değerli insanlar var. İşte onların isimleri ve neden Yonca'nın blogunu seçeceklerine dair fikirlerim:

Ayşe Arman:
O da bir anne ve yazıyor. Tabii ki benim yazdıklarım onunkilerle boy ölçüşemez ama yazmanın gücüne o da benim gibi çok inanıyor. Kimse okumazsa ben okurum demişti, ben de blog yazma fikrine onun kitabından yola çıkarak ulaştım.
İlk ödülünü 20 yaşında almış, belki de Yonca'nın 1 yaşında ödül alması için bize yardım eder.

Gürhan Demirel:
İlk olarak aynı soyadı paylaştığımız değerli bir insan. Yıllardır başarılı bir şekilde interaktif tasarım ajanslarında başarılı işler yapıyor. Hatta onun yolu benden biraz farklı bir şekilde Yıldız Teknik Üniversitesi'nden geçmiş. Kaportafilm'in kaportasının sağlam olmasını sağlayan kişi. Yonca'nın blogu da onun kariyeri gibi sağlam adımlarla ilerleyecek





Demir Çilingir:
Adını zar zor söyleyebildiğim Alafortanfoni adlı ajansın yöneticisi, değerli bir kişilik. Gürhan Demirel'le yolları bir tek bu jüride kesişmemiş. Eğitime ve gelişime önem veriyor, pazarlama konusunda uzmanlığı var. Bizim de blogumuzu pazarlamamızda bize yardımcı olabileceğine inanıyorum.

İskender Paydaş:
Değerli bir müzisyen ve müziğin gücünü kanıtlayarak kariyerine devam ediyor. Doğmadan önce de müzikle tanışan Yonca'nın hayatında hep müzik olacak ve İskender Paydaş'ın da bunda payı olacak.




Ertuğrul Özkök:
O da bir baba ve yazı konusunda usta. Aile hayatına önem veriyor, bir bebeğin büyüme hikayesine değil onun insanlara aktarabileceklerine odaklanacak.

Mirkelam:
Fergan Mirkelam bir diğer değerli müzisyen. Yazdığı şarkıları yıllardır kafamızda kazılı ve hala mırıldanabiliyoruz. Bizim de blogda amacımız yıllar boyu süregelen başarı ve özgün konuların akıllarda kalması.


Efendim naçizane görüşlerim bu şekilde. Bundan sonra değerlendirme aşamasında bu değerli altı kişiden kararlarını vermelerini bekleyeceğiz ve belki de olumlu karar gelirse Yonca'yı kapıp ödül törenine gideceğiz.
Şansımız bol olsun!



Devamını oku...
Yorum 2

Masallarla Büyüyoruz

Hiç düşündünüz mü, masallar hayatımızda olmasaydı çocuklara ne anlatırdık...
Geçtiğimiz gün masal anlatan bir oyuncağın şiddet içeren hikayelerini dinleyince tüylerim ürperdi ve bu konu aklıma geldi.    
Hep bir kötünün iyiye karşı inanılmaz savaşı, hep bir intikamla yanıp tutuşan bir büyücü, cadı veya bir kraliçe var masallarda.
Ya kırmızı başlıklı kız dürüst olduğu için kurdun gazabına uğruyor, ya da uyuyan güzeldeki gibi davetsiz bir misafir kötü dileklerde bulunuyor.
Biz bunlarla büyüdük, çok da vahşi yaratıklar olmadık aslında diye düşündüğünüzü hisseder gibiyim. Fakat kazın ayağı öyle değil bana kalırsa. Zaten televizyonda, haberlerde, internette ve sosyal medyada gündemi takip ettiğimizde şiddet mağduru birçok olayla karşılaşıyoruz. Bir de bunların üstüne masallarda bunlardan bahsedersek çocuklarımızı boşu boşuna bu bilgilerle donatmış oluyoruz.


Fakat bu iş hiç de kolay değil. Ben evde anlatırken konuları farklılaştırsam da yarın öbür gün arkadaşlarıyla etkileşim halindeyken, yuvada video izlerken veya sinemada karşılaşacak diye endişeleniyorum. Tabii ki vahşet de hayatın bir parçası ve bunu da bilmeliyiz, ama çocuklarımızı sevgi dolu yetiştirmek varken durup dururken üvey anneden nefret eden, güzel olduğu için başına binbir türlü bela geleceğini düşünen, cadılardan korkan çocuklarımız olsun istemiyorum.
Masallarda biraz daha arkadaşlık, dostluk, paylaşım, biraz daha aile sevgisi gibi konular ön plana çıksa sizce de fena olmaz mıydı?
Devamını oku...
posted under , , | 2 Comments
Yorum 7

Misafir Yazarlık

Misafir Yazarlık: Başka bir bloga misafir yazar olarak yazı yazma işlemidir. 

  • Misafir yazarlık ile diğer sitelerden gelen yazarlar sitenin güncel kalmasını sağlarlar. 
  • Yeni okuyucular ve takipçiler kazanırsınız. 
  • Misafir yazarlığın diğer faydalarından bahsedecek olursak, sitenize misafir olarak gelen yazar kendi sitesinin linkini yazının içerisinde belirterek sitesinin ziyaretçi sayısını arttırır. Böylece backlink kazanmış olur.

Misafir Yazınızı Nasıl Gönderebilirsiniz?
  • Yazılarınızı word formatında demirelyonca@gmail.com    adresine gönderebilirsiniz. 
  • Yazılarınızda en az 1 adet görsel bulunmalıdır. Mailiniz geldikten kısa süre sonra yazınız Yonca'nın blogunda yayınlanacaktır.
  • Yazınız özgün ve daha önce başka bir yerde yayınlanmamış olmalıdır.
  • Yazılarınızı Yonca'nın blogunun genel konuları çerçevesinde yazabilirsiniz. Eğer başka konularda yazılarınızı paylaşmak isterseniz  Olikia diyor ki...  blogunda yayınlanacaktır. 
  • Bugüne kadar Yonca'nın blogunda yayınlanan misafir yazıları görmek için Misafir Yazılar kategorisine bakabilirsiniz.

Devamını oku...
Yorum 2

Hafta Sonu Ne Yapmalı?

Çalışan annenin kaçınılmaz yaşayacağı bir duygudur vicdan azabı. Hafta içi ofiste geçen saatlerin sonunda akşam ve hafta sonunu mümkün olduğunca çocuğuyla geçirmek, onunla ilgilenmek ve doya doya onu koklamak ister.
Bende de iş yaşamına tam gaz alışmama rağmen benzer kaygılar süregeliyor. Haftanın büyük bir bölümünü ofiste geçirdiğimden geri kalan zamanlarda mümkün olduğunca kızımla ilgilenmeye çalışıyor, onun ihtiyaçlarını gidermeye odaklanıyorum. Tabii bir de benim bir insan olduğum ve kendime zaman ayırmam gerektiğinin de bilincindeyim. Bunları uygulamaya koyabilmek için henüz yeteri kadar zaman ayıramıyorum, ama kızımın biraz daha büyümesi gerekiyor diye düşünüyorum.
Hal böyle olunca hafta sonları bizim için hafta içlerinden daha yoğun ve hareketli geçiyor. Hafta sonunda en azından bir gün bile olsa ailecek dışarıda geçirmeyi yeğliyorum. Bu hem benim, hem eşimin, hem de kızımın sağlığı için gerekli. Bir arada olmayla paylaşım arttığı için bu birliktelik hepimizin yararına oluyor.




 
Kış gelmesiyle beraber hareketlerimiz biraz da olsa kısıtlanıyor. Kat kat giyilen giysiler, yağmur olup olmayacağına dair kaygılar, rüzgar varsa şiddetini düşünmeler… Yazın bu kaygılar nispeten kolay. Üzerimizdeki giysilerle hemencecik hazırlanıp dışarı çıkabiliyoruz.
Çocuklu annelerin vazgeçilmezidir, yedekleri içeren bir çanta taşımak. Bebek küçük olunca bu çanta daha büyük olur. Bebek büyüdükçe çantanın boyutları küçülür, yedek sayıları azalır.
Hafta sonu mutlaka bu çanta yanımızdan eksik olmaz, kıyafetler, mama, su, bez vs. alınarak çantaya yerleştirilir. Geriye annenin birkaç parça eşyası da eklenerek çanta hınca hınç doldurulur. Sonrasında mont, palto ne varsa havaya uygun olarak giyilir ve bebeğin üşümesi ihtimaline karşın bir battaniye alınır.
Dışarı çıkmak ayrı bir seremonidir, tıpkı Geyşa’ların çay içme ritüellerindeki gibi bu iş aceleye gelirse mutlaka bir şey unutulur ve Murphy kanunu gereği unutulan şey lazım olur.
Hafta sonu en ideal gezi hava almaya yönelik olandır. Otoparktan doğruca alış veriş merkezine geçiş, suni hava solunumu ve gerisin geri eve dönüş istenmeyen bir gezidir. Bazen mecbur kalsak da mümkün olduğunca hava almalı küçük geziler yapmaktayız.
Bebek arabası kullanılıyorsa toplu taşıma araçlarını kullanmak işkenceden ibaret olacağı için mutlaka özel arabayla gidilecek yerlere gidilir ve büyük şehirde yaşamanın sonucu olarak trafik ve otopark problemi ortaya çıkar. Otopark problemi hallolduktan sonra bebek arabasına bebek oturtulur ve hava alma işlemi başlar. Bebek büyüdükçe arabada kalış süresi kısalır ve gelin görün ki o kocaman bebek arabaları boş olarak anne babalar tarafından ittirilir ve bebekler ya kucakta taşınır ya da ellerinden tutularak yürütülür.
Uyku veya yemek saati geldiğinde huysuzluklar gelişeceği için bu saatlerde oturacak, sıcak bir yerlerde olmak avantajlı olacaktır. Zira bebekler açlığa ve uykusuzluğa karşı direnç gösteremediklerinden anne babaya bu saatler zehir olabilir. Bebeğin uyumasıyla derin bir nefes alınır ve belki iki çift sözle sohbet edilir.
Hafta sonu ideal gezmesi bebek olunca çok uzun süremez. En azından öğleden sonra başlayıp akşam yatma saatine yakın bitmelidir. Aksi takdirde dışarıda geçirilen saat kadar huzursuzluk gelişebilir. Bebeğin düzenini birkaç gün bozmak bir şey yapmaz fakat uzun süre bu şekilde olursa uyku ve yemek düzeni değişeceği için problemler baş gösterebilir. Bu da anneye yol, su, elektrik olarak döneceğinden cesaret edilip geceler boyu sokakta kalınamaz.
Çalışan annenin temposu hafta sonu da hiç azalmadan devam eder, ee ne demişler, işleyen demir ışıldar.

Devamını oku...
Yorum 10

Yonca Bumerang Ödülleri'ni Kucaklamaya Hazırlanıyor

17 Ekim'de katılım süreciyle başlayan Bumerang maratonu tüm hızıyla devam ediyor. 15 Kasım'a kadar bloglar ücretsiz cep telefonu sms yöntemiyle oy topladılar ve her kategoride ilk 10 aday belirlendi.
Bildiğiniz üzere Yonca'nın blogu da "En Tarz Blog" adayı olarak yerini almıştı. Bugün çok güzel bir haber alarak ilk 10'un içinde olduğumuzu öğrendik. Heyecanımız kesilmedi, bugünden itibaren daha zorlu bir yol bizi bekliyor ama sizlerin destek, beğeni ve yardımlarıyla bu sonucu elde ettik ve kazanacağımıza dair inancımız sonsuz.
Bu aşamadan sonra jüri değerlendirmesi ile 3 blog yola devam edip finalist olacak ve 29 Kasım'da ödül töreninde yerini alacak.
Amacımız o gün Yonca'yla ödül törenine katılmak ve ödülümüzü kucaklamak. Bu insanlık için küçük bir adım olabilir ama Yonca için çok büyük bir adım olacak...
Kazanabilmek dileğiyle... 
Destekleyen herkese tekrar tekrar minnetlerimizi sunarız!

Haberin detayını okumak isteyenleri Bumhaber'e bekleriz...
Devamını oku...
Yorum 0

Bumerang Ödülleri 2012- İlk 10'lar Belli Oldu!



Bumerang ödüllerinde oylama süreci dün sona erdi. Desteklerinizle Yonca'nın blogu şu an "En Tarz Blog" Kategorisinde ilk 10 blog içinde yer alıyor :)
23 Kasım Cuma günü jüri oylamasıyla Finale kalıp kalmayacağı belli olacak.
Kızımızın bloguna desteğini esirgemeyen herkese çok teşekkürler.

Bumerang Ödülleri 2012 - Kategorilere göre ilk on listesi aşağıdaki link'te!

Bumerang Ödülleri 2012 - İlk On Listesi


Devamını oku...
Yorum 2

Dünyanın En Güzel Hediyesi'nin Yeni Rap Yıldızı

Pegasus, kız çocuklarımıza çok güzel bir jest yaparak ve pozitif ayırımcılık göstererek uçaklarına onların isimlerini veriyor. Geçtiğimiz sene birçok kızımızın ismi uçakları süsledi. Bu sene Yonca da onlardan biri olmaya aday ve hatta o bir rap şarkısında bunu dile getiriyor.
Şarkısını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
Herkese sağlıklı uçuşlar :)



Devamını oku...
posted under , , | 2 Comments
Yorum 0

Dünya Çocuk Kitapları Haftası Kutlu Olsun

Bu yıl beşincisi gerçekleşen Dünya Çocuk Kitapları Haftası 3-25 Kasım tarihleri arasında kutlanıyor. Hafta kavramından biraz öte, ama işte bir hafta yetmez diye... Haydi siz de gelin bu hafta hem kendiniz hem de çocuğunuz / çocuklarınız için birer kitap seçin ve okuyup bitirmeyi hedefleyin. Bitirmeseniz bile bu sürenin sonunda verilen hedefi gerçekleştirmiş olmak, çocuğunuzun kitap alışkanlığına katkıda bulunmuş olmaktan dolayı mutlu olacaksınız.
Herkese şimdiden iyi okumalar dilerim...
Devamını oku...
posted under , | 0 Comments
Yorum 0

Külkedisi'nden Sindirella'ya

Anne olmak zor. Çalışan kadın olmak da zor. Hem anne hem de çalışan kadın olmaksa bir meydan okuma.
Doğum öncesi kozmetikler ve bilimum oje türevi süslenme gereçlerinden gayet uzakta kalmıştım. Sanki bir şekilde kozmetikle arama koca bir göbek girmişti.
Bu kötü ilişki doğum sonrasında da bir süre devam etti. Ta ki külkedisi Sindirella'ya dönüşmek zorunda olana kadar.
Külkedisi bendeniz doğum iznimin kış mevsimine gelmesi dolayısıyla çok fazla dışarıda kalamamış, ev ortamında bulunmaktan kendimi alamamıştım. Sindirella mevsimi gelip de çalışma günüm gelip çattığında kozadan çıkması gereken kelebek gibi ürkektim. Ne yapacağımı, nasıl giyineceğimi bilemiyor gibiydim. Bir de buna hala üzerime olamayan kıyafetlerim eklenince kendimi çıkmazda bulmamak için dua ediyordum.


Gel gelelim makyaj yapmayı unutan ben rimeli gözüme bulaştıra bulaştıra bir hal oldum. İşe başlamadan önce kuaföre gidip kendimi işe hazırlamaya, biraz daha medeni bir insana benzemeye çalıştım.
Ama beklenen gün çattı, sabah erkenden kalkıp işe gitme zamanı geldi. Gerçi benim erken kalkma ile ilgili bir problemim olamazdı, zira çalar saatim beni geceleri ve sabahları erkenden uyandırmaya kuruluydu. Çalar saat kızım sayesinde alarm ötmeden kalkıp hazırlanmış oluyordum.
İlk işi günü sonrasında makyaj konusunda biraz da olsa kendimi geliştirdim. Giyim konusu da zamanla çözüldü.
Yıllardır çalışma temposuna alışmış bir kişi için çok zor bir şey evde kalmak. Çalışmak insanı zinde kılıyor beyin ve fiziki olarak. Bir çeşit motivasyon bu aslında. Sosyalleşmek, yeni şeyler öğrenmek, yaşadığını farklı olarak anlayabilmek adına çok gerekli.
İşte tüm bunlar kafamda işe başladım ve bir baktım ardım koca bir 7 ay bırakmışım. Geride kalan biricik bebeğim ise günden güne büyümekte. Tabii ki birçok şeyini kaçırıyorum veya ilk şahit olamıyorum fakat Sindirella olmak da gerçekten çok güzel.



Devamını oku...
Yorum 0

Susam Sokağı Çocukları

Ben ilkokulun ilk yıllarında TRT1'de okul sonrası Susam Sokağı'nı izleyerek büyüdüm. Hala hatırladığım jeneriği şöyleydi: "Gez dünyayı, açılır her kapı, işte Susam Sokağı". Koşarak el ele tutuşan çocuklar vardı jenerikte.


Başlar başlamaz ilk Kırpık karşılardı bizi. Kırpık sokağın köşesinde bir fıçının içinde yaşardı. Marangoz Tahsin amcayla diyalogları olurdu bol bol. Tahsin amca Kırpık'a her seferinde bir hayat dersi verirdi.
En çok sevdiğim karakterlerden biriydi Minik Kuş. İsminin aksine kocaman, çoğu yerde eğilmek zorunda kalan sevimli bir kuştu. Ne yaptığını çok belirgin hatırlamasam da çok saf olduğunu hatırlıyorum.
Kurabiye canavarı vardı bir de. iştahlı iştahlı kemirirdi kurabiyeleri. Edi'yle Büdü'yü de unutmadım. Kurnaz Edi'yle sinirli Büdü aynı evde yaşarlardı ve mutlaka her konuda uyuşmazlık yaşarlardı. Duruma uygun bir de şarkı söylerlerdi.
Susam Sokağı'nın her bölümünde mutlaka ya sayılar, ya renkler, ya da çocuklara öğretilecek temel kavramlara ait şarkı bulunurdu. 
Severek, hiç sıkılmadan izlerdim Susam Sokağı'nı. O bir efsaneydi, hiç kavga dövüş içermeyen, şiddete yönelik öğesi bulunmayan bir çocuk programıydı. Şu günlerde çok da ihtiyacımız olan bir şey aslında....
10 Kasım Susam Sokağı'nın doğum günü. Bugün tam 43 yaşında favori sokağım. Umarım Yonca da biraz büyüyünce Susam Sokağı sakinlerinden biri olur ve onunla büyüme şansına erişir.


Devamını oku...
Yorum 6

Turkuazoo - Yonca'nın ilk Akvaryum Gezisi

Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye'nin ilk dev akvaryumu olan Turkuazoo'yu ziyarete gittik. Açıldığı günden beri niyetlenmemize karşın bir türlü ziyaret etme fırsatımız olmamıştı. Nihayetinde Forum İstanbul alışveriş merkezine vardık ve akvaryuma girmek üzere kapıdan giriş yaptık. Dikkatimi çeken ilk şey ziyaretçilerin arasında bolca yabancı turist bulunmasıydı.



Biletlerimizi aldıktan sonra ilk yönlendirme sonrası kendimizi fotoğraf alanında bulduk. Oyuncak köpekbalığına doğru bakıp şaşırmamız gerekiyordu. Yonca ile bu biraz zordu açıkçası. Çok başarılı olduğumuzu söyleyemem.




Girişten itibaren dünyanın belli bölgelerindeki göller, okyanuslar, denizler belirtilerek içlerindeki balıklar listelenmiş ve akvaryumlarda izlenebiliyor. Hepsi birbirinden ilgi çekici, hepsi birbirinden güzeldi.
Tabii ki en çok ilgi çekenler pirenhalar ve vatoz balıklarıydı. Vatoz balıklarının bulunduğu havuzdan geçerken akvaryum görevlilerinden birinin balıkları elleriyle beslediğini gördük. 


Köpekbalığı tüneli Avrupa'nın en uzun su altı tüneli. Tam 80 metre ve yolun sol tarafında yürüyen bir platform da bulunuyor. Böylece yavaş yavaş balıkları izleyerek tünelde ilerleyebiliyorsunuz. Tünelin çıkışında ise sizi kocaman bir köpekbalığı dişi karşılıyor.


Köpekbalıkları akvaryumun bir diğer ilgi çeken noktası. Hem tünelde, hem de daha sonrasında yavru halleriyle karşımıza çıkıyorlar.Köpekbalıklarıyla yüzme seçeneği de ziyaretçilere sunuluyor, cesaret isteyen bir durum tabii ki. Akvaryum gezimiz için kaçırılmaması gereken, harika bir deneyim diyebilirim.
Size de tavsiye ederim.
Ziyeret etmek isteyenler için aşağıda websitesinin adresini veriyorum.

Devamını oku...
Yorum 4

Altın Değerinde Yarışma - Fresh'n Soft'tan Bebeklere Özel

Fresh'n Soft Pişik Önleyici Islak Bebek Havlusunu aldığınızda çok hoş bir kampanyayla karşılaşıyorsunuz. Yapmanız gereken ise çok basit. Bebeğiniz ve Fresh'n Soft Pişik Önleyici Islak Bebek Havlusu'nu aynı fotoğrafta bulundurun ve çeyrek altın kazanma şansı yakalayın.
Aşağıdaki linkten Facebook Sayfası'nı beğenerek ilk adımı atabilirsiniz.
Ben yaptım, şimdi sıra sizde...

Devamını oku...
Yorum 0

Tohumlarımızın Nesli Tehlike Altında!


Binlerce yıllık tarım geleneğini barındıran Anadolu topraklarında yetişen yerli tohumlar yaşamın sürekliliğini temsil ediyor.

Atadan kalma tohumlarımız;

* Lezzetli ve sağlıklı gıdaların temini için birer genetik hazinedir
* Binlerce yıldır değişen koşullara uyum sağlayarak günümüze ulaşmayı başarmış numunelerdir
* Tarımsal biyoçeşitliliğin önemli bir parçası ve yaşamın sürdürülebilirliğinin olmazsa olmazıdır
* Dışarıya bağımlı kalmaksızın ülkemizin gıda güvenliğinin teminatıdır


Ancak bugün Anadolu’ya özgü yerel tohum çeşitliliğimiz yok oluyor. Tek seferlik, ticari tohumların egemenliği nedeniyle gıdamızın ve geleceğimizin güvencesi yerli tohumların nesli tehlike altında! Yeryüzünde zengin çeşitlilikteki yaşamı sürdürebilmek, atalık tohumlarımızı gelecek kuşaklara aktarmamıza bağlı.



TOHUM TAKAS AĞI, yüzyılların bilgisini taşıyan yerli tohumlarımızın korunup yaygınlaşmasını amaçlıyor.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Adım Adım Oluşumu desteğiyle yürüttüğü TOHUM TAKAS AĞI KAMPANYASI’na destek olarak,

* Anadolu’nun dört bir yanındaki ekolojik çiftliklerde yerli tohumların çoğaltılarak paylaşılmasını sağlayacak;
* Bu toprakların yüzlerce yıllık bereketinin, lezzetinin, besin zenginliğinin ve kültürünün gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sağlam patikalar oluşturacaksınız.



Verdiğiniz desteğin her kuruşu binlerce yeni tohuma dönüşecek...



Kredi kartı ile bağış yapmak istiyorsanız: https://www.bugday.org/portal/BagisAdimAdim.php

EFT/havale yoluyla bağış yapmak istiyorsanız:
Alıcı Adı: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
Garanti Bankası Karaköy Şubesi - Şube No: 400
Hesap No: 6295240
IBAN No: TR67 0006 2000 4000 0006 2952 40

www.bugday.org - www.yasasintohumlar.org
facebook.com/BugdayDernegi
twitter.com/BugdayDernegi
Twitter paylaşımlarınız için hashtag: #YasasinTohumlar

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.
Devamını oku...
Yorum 2

Blogum Dergisi'ne Konuk Olduk!


Online okunabilen ilk ve tek blog dergisi olan ve her renge hitap eden Blogum Dergisi'nin Kasım 2012  sayısında biz de varız. Biz derken Yonca ve benden bahsediyorum tabii ki :)
Rahat okunabilen, içerik olarak zengin ve geniş çerçeveli olan bu dergiyi ve yazılarımızı okumak isterseniz aşağıdaki linklere bir tıklamanızı tavsiye ederiz.


Devamını oku...
Yorum 0

Working Mother-Tr'de Blog Yazıyorum




Çalışan annenin yaşam rehberi olan Working Mother Amerika 
ve Avrupa'dan sonra Türkiye'de de yayına başladı.
   Bundan böyle yazacağım yazılar ile Working Mother TR                                                                      
   okurlarıyla da buluşacağım.
   Aşağıdaki linkten Working Mother TR'de yayınlanmış 
   yazımı okuyabilirsiniz.

 Külkedisi`nden Sinderella`ya









Devamını oku...
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Yayınlarım

Son Yorumlar

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

    Erkut Demirel'in Hikaye Kitaplarından En Çok Hangisini Beğendiniz?