Yorum 0

Kumarbaz



        Kapıyı yavaşça açıp içeri girdi. İnsanlar başları önlerinde harıl harıl çalışıyorlardı. Büyük ve gösterişli çalışma masasına kurulmuş olanı, başını kaldırıp burnunun ucundaki gözlüklerinin üstünden sert sert baktı. Boynunda yana kaymış eski ve buruşuk bir kravat, dirseklerine kadar siyah kolluklar vardı. Bir eli eski tip hesap makinesinin kolunda, diğerinin işaret parmağı incelediği sayısız rakamlardan birinin üzerindeydi. Duyamayacağı kadar yavaşça, “Hoş geldiniz Ertuğrul Bey!” Dedi. Genç adam ceketinin düğmesini ilikleyip şefin önünden geçerken başıyla hafifçe selamladı, sonra da gidip masasına oturdu. Evrak kutusu her zamanki gibi doluydu.  En alttakini çekip sumenin üzerine koydu. Tam okumaya başlayacaktı ki, başını kaldırınca adamla göz göze geldiler.“Ya sabır! Hepsi hepsi on dakika, şu herifin suratı çekilir mi be!” Meraklanıp yeniden baktığında şef çoktan işine dönmüştü. Eliyle yavaşça cebini yokladı, iki tavla zarı her zamanki yerindeydi. Belli etmeden elinde bir süre salladı, sonra da yavaşça masanın cam zeminine attı. “Dübeş!” Yüzü güldü. ”Nasip bu günmüş” Az önce kutudan aldığı evrakı tekrar yerine bırakıp sumenden beyaz bir kâğıt aldı, cebinden çıkardığı tükenmez kalemiyle yazmaya başladı.
       Aslında kararını çoktan vermiş iş uygulamaya kalmıştı. Zaten birkaç günden beri sadece maaşını hak etmek için gelip gidiyordu. Yazdığı metni bitirince katlayıp, sarı renkli resmi bir zarfa itina ile yerleştirdi. Sonra ayağa kalktı, şefin masasının önüne gelince durdu, zarfı masanın üzerine bıraktı. Amiri “bu da ne?” gibilerden yüzüne baktı.
      -Ben işi bırakıyorum. Siz gereğini yapın.
      -…
İyice şaşıran adamın cevabını beklemeden kapıya yöneldi. On yıllık memuriyet hayatını bir kalemde silmişti. Sokağa çıktığında derin bir nefes alarak “oh, kurtuldum!” Dedi. Hava oldukça soğuktu, paltosunun yakasını kaldırdı. “Ne de olsa ocak ayı!” Oyalanmadan karşı kaldırıma geçip otobüs durağına yöneldi.
       Oldukça genç görünüyordu. Kumral dalgalı saçları, zayıf ince bir yüzü, zeki bakışları vardı. Boyu biraz kısa olmasa bayağı yakışıklı sayılabilirdi. Az konuşurdu, sadece sorulan sorulara, o da iki üç kelimeli cevaplarla yetinirdi, ancak hızlı düşünür, genellikle doğru karar verirdi. Çok dikkatli ve sezgiliydi, hani o leb demeden leblebiyi anlayanlardan. Ancak uyumsuzdu, hem okulda hem iş yerinde! Hiç evlenmemişti, kız arkadaşı bile yoktu, Şair Nedim caddesindeki iki katlı kâgir evde anacığıyla beraber yaşayıp gidiyordu.  
***
       Merkez kıraathanesinin döner kapısını itip içeri girerken adeta işine geç kalmış gibi hissetti. Oysa daha dün akşam burada gece yarısına kadar kumar oynamış, iki yüz lira kazanmıştı.  Bilardo masasını yanına geldiğinde oyuncunun atış yapmasını bekledi, sonra paltosuyla kasketini yönetici masasının arkasındaki askılığa bıraktı. Bu arada müdür beye selam vermeyi ihmal etmedi. Ne de olsa burası artık onun iş yeri sayılırdı. Adam parayla veya fişle kumar oynanmasına katiyen izin vermez, ama ortaya para çıkarmadan oynanan oyunlara göz yumardı. Karşı duvarda asılı büyük saate baktı, sonra çevresinde tanıdık bir masa aradı. “Bizimkiler çoktan başlamışlar!” Yanlarına gidip oturdu. Oyun arkadaşları şaşırdılar. Nerdeyse hep bir ağızdan “Yahu sen işe gitmedin mi?”
       -İstifa ettim!
Yanında oturduğu arkadaşıyla daha sıkı fıkıydı. Adam kulağına eğildi.
      -Ne yani, on yılı yaktın mı şimdi?
 Yüzünü ekşitti,
      -Boş ver! Çok sıkıldım. Topu topu altı yüz lira, sadece yılbaşı akşamı pokerden beş bin lira kazandım.
Beriki susmayı tercih etti. O esnada oyunculardan biri ayaklandı.
      -Benden bu kadar!
Kasaya
      -Ne tuttu? Diye sordu.
      -Elli beş lira,                                                                                                                            
Dönüp saate baktı.
      -Bir lira da saat parası,
Adam parayı masaya bıraktı sonra dönüp gitti. Kasa olan oyuncu alıp cebine koydu. İçlerinden biri eliyle işaret ederek,
      -Geç otur. Dedi.
Okey tahtasını önüne çekip taşları karıştırmaya başladı.
***
       Mekânında bütün iskambil oyunlarını, hatta tavlayı bile parasına oynuyordu. Kendini o derece kaptırırdı ki, ara vermemek için, yemekleri bazen seyyar satıcılardan bazen yakındaki lokantalardan tedarik ettiği ekmek arası şeylerle geçiştirir, masadan ancak tuvalet ihtiyacı için kalkardı. Gece yarısına doğru garsonların yavaş yavaş toplanmaya başlaması, gitme vaktinin işaretiydi. O zaman yediğinin içtiğinin hesabını çarçabuk öder, geldiği gibi hızla kıraathaneyi terk ederdi. Şimdi ver elini İstanbul’un bin bir çeşit sosyete kumarhaneleri! Bitirimhanelerden buralara terfi etmişti, ancak güneş doğarken evine dönebiliyordu. Şikâyetçi değildi, mutlu bile sayılabilirdi.
       İşte bu minval üzere aylar ayları takip etti. Bir gün briç oynarken yanı başında oturan seyirci,     
      -Ya Tulu! Duydun mu? Dedi.
      -Neyi?
      -Boğaz’da beş yıldızlı bir otelde kumarhane açıldı ya, krupiye arıyorlarmış haberin yok mu?   
Sadece yakın arkadaşları ona kısaca “Tulu” derdi. Dalga mı geçiyor diye yan gözle baktı. Ciddi görünüyordu.
      -Yoo!
      -Valla git bi bak derim, çalışandan öğrendim iyi para veriyorlarmış! Ne kaybedersin?
Sesini çıkarmadı, sadece başını olur anlamında hafifçe eğdi.
       Ertesi günü soluğu otelin müracaat bölümünde aldı. Doldurduğu formu uzatırken bayağı istekliydi. İyi giyinmiş kadın görevli nazikçe,
      -Biz randevu saatlerini duyuracağız yalnız Amerikalı patron bu konuda çok titiz, gecikirseniz başka görüşme yapmaz!
Her zamanki gibi gene konuşmadı. Hafifçe gülümsedi.
***
       Bu defa geç kalmadı, hatta en erken o geldi. Bir köşede oturup beklerken bir yandan da diğer adayları kendince inceliyordu. “ Giyim kuşam, boy bos yerinde ama bunlarda iş yok! Görünüşlerine bakılırsa ellerine iskambil kâğıdı bile almamışlar. Bildiğin tıfıl! Ama şu ikisi sanki âleme yabancı değil. Dur bakalım ne olacak!” Sonunda sırası geldi. Görevli bayan eliyle işaret ederek, “buyurun” Dedi. Kapıyı vurup girdi. Büyük ve gösterişli masanın ardında oturan ince yüzlü, dazlak bir adam, yandaki koltuğa kurulup ayak ayaküstüne atmış, uzun boylu iri yarı biriyle yabancı dilde konuşuyordu. Tercüman olduğunu tahmin ettiği kısa boylu, tıknaz kişi kendisi gibi ayakta idi. Masada oturan konuşmayı kesip koyu renkli, gözlüğünün ardından onu tepeden tırnağa şöyle bir süzdü. Önündeki forma yeniden göz attı. Dirseklerini masaya dayayıp parmaklarını birleştirdi, sıkıntılı görünüyordu. Tercümana dönüp güneyli aksanıyla,
      -Gelenlerin hepsi en az bir dil biliyor. İçlerinde üç dil bileni bile var. Hepsi yüksek tahsilli, sen ortaokulu bile bitirmemişsin. Niye geldin? Senin hünerin nedir?
Bu son cümleyi söylerken yanındakine göz ucuyla bakıp, hafifçe sırıttı. Tercüman çeviriyordu ama adamın halinden zaten yakın bir sonuç çıkarmıştı. “Bir deste kâğıt bulabilir misin?”
Adam Amerikalıya dileğini iletti. Amerikalı önce duraladı, sonra sinirli sinirli bir şeyler söyleyip masanın gözünden çıkardığı küçük anahtarı tercümana verdi. O da masanın yanındaki dolaptan açılmamış bir deste alıp uzattı. İki yabancı ve tercümanları ne yapacağını merakla bekliyorlardı. Kumarbaz çok sakin ve rahat görünüyordu, Üzerindeki ince naylon kılıfı yavaşça yırttı. Kâğıtları sağ avucunun içerisine aldı, sonra kolunu göbeğinin hizasına getirip bir an bekledi. Sanki bir illüzyon ustası gösterisine başlıyor gibiydi. Sol elinin parmaklarıyla desteyi dibinden yakalayıp kaldırdı ve yere düşürmeden tek bir hamlede ikiye kesip Amerikalının önüne bıraktı. Adam kalın gözlüklerini çıkarıp masaya koydu. Arkasına yaslandı, gözlerini ovuştururken bir yandan da İngilizce bir şeyler söyledi.  Diğer Amerikalı devamlı “Yes, yes” Diyordu. Adamın halinden şaşırdığı belliydi. Tercüman araya girdi. Ertuğrul’a,
      -İşe alındın. Sekreterin yanına git gerekli talimatı verecekler. Hadi hayırlı olsun!
      -Teşekkür ederim!
Odadan çıkıp beklemeğe başladı. Bir ara tercümanın dışarı çıktığını fark etti. Hemen peşi sıra seğirtti, koluna dokunup yavaşça:
      -İçerde ne dediler?
      -Ne diyecekler! Koca Amerika kıtasında bunu yapabilen sadece bir kişi görmüş! Parmakların da öyle uzun değil. Sahi nasıl yaptın yahu?
      -Kolay! Başka?
     -Ha, bi de öbürü, sen çıktıktan sonra “ Bu çocuk bizim dünyamıza ait!” Dedi.

Tercüman uzaklaşırken ardından bir süre baktı, sonra yerine geçip beklemeğe koyuldu.
Devamını oku...
Yorum 0

Yonca'nın Artık Dmoz'da Kaydı Var!



Yonca'nın blogunu uzun uğraşlar sonucu Dmoz'a kayıt ettirmeyi başardım :)

Dmoz Kids and Teens: International: Türkçe: Toplum: Kişisel Siteler
Yonca Dmoz Link

Sizlere de bunu nasıl başardığımı anlatmak istiyorum.

Öncelikle Dmoz ne demektir? Açılımı nedir?  Ne işe yarar? 
Bu soruların yanıtlarıyla başlayalım.
Dmoz ‘un açılımı The Open Directory Project demektir. 
Yani Açık dizin projesi de diyebiliriz.

DMOZ Ne İşe Yarar? 
Dmoz dünyanın en büyük dizin listeleme sitesidir. Dünyaca ünlü birçok arama motoru Google-MSN-AltaVista-Yahoo-A9-AOL-Clusty-Gigablast-Lycos-Teoma-WiseNut motoru Dmoz'dan yararlanır. Dmoz'a kabul edildiğiniz taktirde birçok ünlü arama motoruna da kayıt yapmış olmanızı sağlar.

DMOZ Editörleri Kimlerdir?
DMOZ'daki editörler gönüllü editörlerdir ve bu gönüllü kişiler tarafından yönetilmektedir.  Bunun sayesinde birçok internet sayfası en ince ayrıntısına kadar incelenir ve Dmoz kurallarına uygun olduğu kanaatine varıldığı taktirde Dmoz'da yayınlanır. 

DMOZ Nasıl Çalışır?
Arama motorları Dmoz'un datalarına bağlanır ve buradan veri alışverişi yaparlar. 

DMOZ Page Rank İlişikisi?
Dmoz’un şuanki Pagerank’ı 7 alt sayfaları da ona göre 6 – 5  4 diye sıralanmaktadır. Dmoz dizinine kayıt yaptırabilirseniz PAGERANK ‘den de yararlanmış olursunuz ve internet sayfanızda Dmoz ile ziyaretçi çekebilirsiniz.
Peki DMOZ ‘a Nasıl Kayıt Yaptırabilirim?
Hemen başlayalım anlatmaya. Dmoz’a kayıt yaptırmak için öncelikle internet sayfanızı bütünüyle bitirmiş iyi bir içeriğe sahip ve çalışır durumda olması gerekmektedir. Bunları yaptıktan sonra internet sayfanıza en uygun katagoriyi bulmanız gerekmektedir.
dmoz-editorÖncelikle Dmoza girin ve karşınıza gelen kategorilerden sitenizin ait olduğu kategoriyi seçin. Bu konuda dikkatli seçim yapmalısınız çünkü eğer olmaması gereken bir kategoride kayıt etmeye çalışırsanız Dmoz editörleri bunu kabul etmeyecektir. Bundan dolayı sitenize benzer aynı sektörde Dmoz’a kayıt olmuş bir site bulursanız bu daha garanti bir yol olacaktır o hangi kategoride ise sizde o kategoride başvuru yollayınız. Kategori seçme işini başarılı bir şekilde bitirdikten sonra sağ üstteki küçük menüde adres öner yazına basınız.Karşımıza gelen alanda önce size uyulması gereken kurallar hakkında bilgi veriliyor. Daha sonra ise sitenizin bilgileri isteniyor. Doğru bilgiler ile boş alanları doldurunuz. Boş alanlarda en dikkat etmeniz gereken kısım Site Açıklaması kısmıdır. Buradaki bölümde sitenizi övmeyin çok güzel , alanında en iyisi gibi kelimelerden uzak durun. 20-30 Kelimelik sitenizin içeriğini özetleyen net bir yazınız. Diğer bölümleri de kurallara uygun tamamlarsanız ve sitenizin kalitesini Dmoz editörleri farkederse Dmoz’a kayıt olamamanız için hiç bir sebep kalmaz.
DMOZ'a Kayıt İçin Adım Adım Yapılması Gerekenler:

1)     Öncelikle Dmoza girin
2)     Sitenize uygun bir kategori bulmak için ilgili kelimeyi yazarak “Search’e tıklayınız.
3)     İlgili kategoriye tıklayarak “Adres Öner”e tıklayınız ve açılan sayfadan aşağıdaki bilgileri giriniz.
  
a) Site Adresi:
Bu bölüme internet sitenizin 
web adresini eklemelisiniz.
b) Site Başlığı:
Site başlıkları arama düzeninde oldukça büyük öneme sahiptir, buna uygun seçimler yapmalı ve sözcüklerin yalnızca ilk harflerini büyük olarak kaydetmelisiniz.
c) Site Açıklaması:
Dmoz’a kayıt yaptırırken, internet sitenizin açıklamasını da girmelisiniz. İnternet sitenizin tanımı, amacı gibi bilgilerin yer alacağı açıklamada herhangi bir yazım, noktalama yanlışı olmamalıdır.
d) E-posta Adresi:
Son olarak Dmoz ile bağlantı kurabileceğiniz ve sürekli kullandığınız mail adresinizi yazıyorsunuz.

Bu başvuru sonucunda, tamamı gönüllü olan editörler tarafından siteniz, en ince ayrıntılarına dek incelenmektedir. Dmoz’un kriterlerine uygun olup olmadığına karar verildikten sonra Dmoz’da uygun görüldüğü takdirde siteniz yer almaktadır.
Kaynak: http://www.ingilizceturkce.gen.tr/Blog/google-optimizasyon/131-dmoz-nedir
Devamını oku...
posted under , | 0 Comments
Yorum 0

Pegasus'tan Müthiş Doğum Günü Sürprizi



Düşününce biz annelerin hayatta en çok heyecanlandığı ve hiçbir zaman da unutmayacağı (unutmak da istemeyeceği) an, bebeklerimizin doğum anıdır! Doğumda bebeğimin ilk defa ağlarken çıkardığı ses hâlâ kulaklarımda. :)

Doğumdan sonra yüzlerine her baktığımızda bu heyecanın onlarla birlikte hızla büyüdüğünü de hissederiz. Bu yüzdendir ki bebeklerimizin doğum günleri hem onlar hem de bizim için çok önemli! :)

Pegasus bu heyecanımızı görüp yaşadığımız bu mutluluğu daha da artırarak çocuklarımızın doğum günlerini uçaklarında kutlamaya başladı! Hem çocukları hem de bizi çok mutlu ediyor!

Tüm anne babalar bu videoyu izlemeli. :) http://youtu.be/hKi6S_iZxLM


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...
posted under , | 0 Comments
Yorum 0

Çocuklar, Köpekler ve Sigara

Yazının başlığını görenler sigaranın zararlarından ve çocuklara etkisinden bahsedeceğimi düşünmüş olabilirler. Oysa ki bu yazıyı yazma fikrim bambaşka bir sebepten ortaya çıktı.
Bana göre başlıkta saydıklarım insanların sosyalleşmesine katkı sağlıyor.
Ne zaman ki çocukla birlikte bir yere giderseniz çocuk sever tanımadığınız bir kişiyle sohbet edebiliyorsunuz. Ne zaman ki köpek gezdiren birini görsem hemen köpek dikkatimi çekiyor ve genelde de yine sohbete dönüşen bir durum oluşuyor.
Sigaraya gelince onun için sadece bir sigaraya ihtiyaç var, çakmak yoksa dert etmeyin, sigara içen birine çakmak sorduğunuzda sizi asla geri çevirmeyecektir.
Sigara içen kişilerde de sosyalleşme direkt hiçbir yaş ve cinsiyet ayırımı göstermeden oluşabiliyor.
Bunları niye mi yazdım? Bence en sonuncusunun zararlı olmakla birlikte insanları mutlu eden yanını da gördüğüm için. Ilk ikisi zararsız olsa da sosyalleşme uğruna daha zahmetli oldukları için.
İnsanoğlu sosyal bir varlık ne de olsa; konuşmak, dertleşmek, kendi düşündüklerinin başkaları tarafından da düşünüldüğünü bilmek onu rahatlatıyor. Hepimiz aynı yollardan geçiyoruz, bunu bilince ve fark edince karşımızdaki kişiye karşı daha az önyargılı davranıyoruz.
Sağlıklı sosyalleşmek dileğiyle...

Devamını oku...
posted under | 0 Comments
Yorum 0

Vestel, Londra’da 9 yaşındaki Daisy Ames’e derman oldu.



Bugün sizlerle İngiltere’de yaşayan 9 yaşındaki Daisy Ames’in hem umutlandıran hem de gurur veren iyileşme hikayesini paylaşmak istiyorum.

Vestel’in hem Türkiye’de satışa sunduğu hem de dünyaya ihraç ettiği Pyrojet teknolojili çamaşır makinesi Londra’da ağrılı egzama hastası 9 yaşındaki Daisy Ames’e derman olmuş.

7 alerjen ve 4 bakteriye karşı etkili dünyadaki tek makine olan Pyrojet’in anti-alerjen programı kıyafetlerde etkili hijyen sağlayıp, egzama döngüsünü  kırmayı başararak, küçük kızı iyileştirmiş.

Dört çocuk annesi Laura Ames,  Allergy UK tarafından kendilerine bağışlanan çamaşır makinesinin hayatlarını değiştirdiğini, küçük kızı Daisy Ames’in doğuştan beri ciddi boyutta egzama hastası olduğunu, pek çok cilt tedavi yöntemi denediklerini ama Daisy’nin kabarmış ve iltihaplı yaralarını bir türlü yatıştıramadıklarını söylemiş.

21 milyon alerjik hastaya yardım için kurulan Allergy UK’in aileye bağışladığı  Pyrojet teknolojisine sahip Vestel Çamaşır Makinesi ile ise küçük kızın yaraları birkaç ay içinde iyileşmiş. Artık Daisy’nin bütün kıyafetleri, nevresimleri yeni makine ile yıkanıyormuş.

Konu ile ilgili Vestel Ticaret A.Ş. Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Ergün Güler’de bu sevinçli haber üzerine, öncelikle bir baba olarak küçük bir kız çocuğunun acı veren hastalığının iyileşmesine katkı da bulundukları için çok mutlu olduğunu aynı zamanda da Vestel ailesi olarak bu önemli başarıya imza attıkları için çok büyük gurur duyduğunu söylemiş.

Bu güzel haberden sonra sizler için bu rekortmen çamaşır makinesinin özelliklerini araştırdım.

Anti-alerjen programı sayesinde hem çocuklu aileler hem de bu tarz rahatsızlığı olan kişiler için tam bir ilaçken aynı zamanda  enerji tasarrufu sayesinde de aile bütçesine de katkısı büyükmüş.




Yeri gelmişken Vestel Rekortmen Çamaşır Makinesi’nin diğer özelliklerinden de bahsetmek gerekirse:

Vestel’in Pyrojet teknolojili rekortmen çamaşır makinesi, A+++ enerji sınıfındaki 8 kg kapasiteli ürünlerden yüzde 70 daha az enerji tüketiyor. Enerji verimliliği ile Alman Elektrik, Elektronik ve Bilişim Teknolojileri Kurumu VDE’den onay alan Vestel Pyrojet teknolojili çamaşır makinesi, su ve elektrik tüketiminde sağladığı rekor tasarrufla öne çıkıyor. Pyrojet teknolojisi, çamaşır makinesinin yıkama esnasında aldığı suyu kısa sürede arzu edilen sıcaklığa ulaştırıp duşlama yöntemi ile doğrudan çamaşırlarla buluşturarak su ve elektrik tüketiminde gözle görülür düşüş sağlıyor.

Ayrıca, 12 dakikada yıkama yapabilen Süper Hızlı Yıkama Programı’na sahip Pyrojet teknolojili Vestel çamaşır makinesi, kirlilik seviye seçimi ve 22 farklı lekeye uygun yıkama opsiyonu da sunuyor.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...
posted under , | 0 Comments
Yorum 0

GRİ VE SOĞUK KIŞ GÜNLERİNE; RENKLİ LENSLERLE RENK KAT!!!

 

Alcon AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; gri kış günlerinde bakışlarınıza renk katarak, ortamı ısıtmanıza yardımcı olacak.

Göz bakımında dünya lideri Alcon tarafından üretilen ve güzellikle konforu aynı anda sağlayacak şekilde tasarlanan AIR OPTIX® COLORS renkli lensler; kış günlerinin gri havasını dağıtmamıza yardımcı olacak.

Parlak Mavi, Mavi, Gri, Gümüş Gri, Zümrüt Yeşili, Yeşil, Ela, Bal Rengi ve Kahverengi ile 9 renkten oluşan geniş bir yelpaze sunan AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; “3’ü 1 arada” teknolojisi ile doğal ve canlı bakışlara sahip olma imkanı sunuyor.

Koyu bordo ve koyu kırmızı rujlu dudakları; sadece bolca maskara kullanarak öne çıkartan bu kışın makyaj trendinde; AIR OPTIX® COLORS kontak lensler ile sade ama aynı zamanda baştan çıkarıcı bir etki yakalamak mümkün olacak.

Silikon hidrojen yapısı ile lens içinden 6 kata kadar daha fazla oksijenin geçmesine izin vererek, gözlerin maksimum düzeyde nefes alabilmesine olanak sağlayan AIR OPTIX® COLORS kontak lensler; renkli bakışlara baştan çıkarcı bir doğallık ekliyor.

Alcon tarafından nefes alma özelliğiyle, güzellik ve konforu aynı anda sağlayacak şekilde tasarlanmış AIR OPTIX® COLORS renkli lenslerinden; numaralı ve numarasız olarak edinmek mümkün.


*Göz kontrolü ardından reçete ile satışa sunulan AIR OPTIX® COLORS renkli lenslerin, 1 ay süreyle günlük olarak kullanılması öneriliyor. AIR OPTIX® COLORS kontak lensleri; her bir eşsiz rengin, kullanıcının kendi göz rengiyle hafifçe karışmasına izin veren, irisin ince renk farkını taklit eden çığır açıcı üçü bir arada FreshLook® COLORBLENDS® teknolojisi ile üretiliyormuş. FreshLook® COLORBLENDS® teknolojisi ayrıca göz ile renk etkileşimini azaltmak için rengi lens malzemesi içinde muhafaza ediyor.

*AIR OPTIX® COLOR kontak lenslerinin uygunluğu için göz doktorunuzu ziyaret etmek zorunda olduğunuzu da unutmamakta fayda var.

AIR OPTIX® COLORS kontak lensler hakkında daha detaylı bilgi almak için; 

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Son Yorumlar

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

    Erkut Demirel'in Hikaye Kitaplarından En Çok Hangisini Beğendiniz?