Balığın Tazesi Nasıl Anlaşılır?


 Balığın Tazesi Nasıl Anlaşılır?

       Bir zamanlar yaşlı bir adam ve iki oğlu İstanbul’un balığıyla meşhur ilçelerinden birinde balık satarlardı.  Dükkânları büyük ve temiz, ürünleri zengin ve çeşitliydi. Sadece Marmara ve Karadeniz’in değil, Akdeniz’in balıklarını bile pazarlıyorlardı. İşleri iyi sayılırdı. Baba son derece titizdi. Bu yüzden dükkân ve çevresi bal dök yala misali her zaman temiz ve bakımlıydı. Tezgâhları mermer üstleri de karla kaplıydı. Ürünleri ise günlük denilecek kadar tazeydi, ne var ki babalarının aşırı titizliği nedeniyle delikanlılar epey zorlanıyordu! Gelgelelim düzgün giden işler ve babalarına duydukları saygı, onları sıkı çalışmaya alıştırmıştı. Ama yine de “yahu biz ne zaman beş dakika kıçımızın üzerine oturup dinleneceğiz” diye sitem etmeden duramıyorlardı.
       İşte o günlerden birinde akşam vakti dükkânın önünde son model ve dev gibi bir Mercedes durdu. Üniformalı şoförü aceleyle arabadan inip, arka kapıyı nazikçe araladı. Bu arada şapkasını çıkarıp koltuğunun altına almayı da ihmal etmedi. İnce deri bir sandaletin içinde bakımlı ve narin bir ayak göründü ardından ince uzun ve kar gibi beyaz bacak öne doğru hafifçe hamle yaptı, sonra da öbürü. Genç kadının zaten kısa olan eteği bu defa büsbütün açıldı. Kaliteli bir moda evinden alındığı belli bu tek parça, dekolte elbisenin zaten pek kapalı yanı da yoktu.
       Kardeşler öne doğru atıldılar. İlk hamleyi büyük olan yaptı. Ama kardeşi babasının çatılmış kaşlarının fark edince hemen seslendi.
      -Baba müşteriye bakar mısın?
Ağabey durdu ve balıkları yanındaki kasadan tezgâha aktarmaya başladı. Baba elindeki işi bırakıp müşteriye yöneldi.
      -Buyurun ne alırdınız!
Kadın hiç oralı olmayınca yaşlı balıkçı tekrarladı.
      -Buyurun!
Gene umursamadı. Hatta adamın yüzüne bile bakmadı.“Sağır mı ne?” Diye düşündü ve susup bekledi. Hamsi balıklarının bulunduğu tezgâhın önünde durmuş öylece bakıyordu. Birden eğildi, göğüsleri neredeyse elbisesinden fırlayacaktı. İki kardeş neye uğradıklarını şaşırdılar, gözleri faltaşı gibi açıldı. Elini uzatıp işaret parmağını tepsideki hamsilerden birinin üzerine bastırdı. Sonra parmağını kaldırıp bu defa yanındaki hamsinin üzerine koydu ve yine bastırdı. Aynı şeyi birkaç balığa daha yaptı.
      -Bundan bana ikiyüzelli gram ver!
Yaşlı balıkçı kadının duymayacağı kadar yavaş, “Ya sabır!” Dedi. Sonra asık suratla tezgâhtan birkaç avuç hamsi alıp torbaya koydu ve müşterisine verdi. O da arkasını dönmeden şoföre uzattı. Adam koşarak gelip aldı.
       Şöyle bir bakındıktan sonra, bu defa palamut tablasının önünde durdu. Az önce yaptığı gibi gene fütursuzca eğilip bu defa parmağını en öndeki palamudun karnına bastırdı. Ama orada kalmadı. Diğerine, sonra da öbürüne, bu arada dükkân sahibinin yanına iyice sokulduğunu fark etmedi. Doğruldu, tam bir şey söyleyecekti ki, yaşlı adam elini uzatıp işaret parmağını genç kadının koluna bastırdı. Kadın boş bulundu yana doğru hafifçe öteledi.
      -Ne yapıyorsun sen yahu?
      -Hiç, az önce senin yaptığını.
      -Nasıl hiç be! Parmağınla koluma bastırdın.
      -Ne olmuş? Sen de parmağınla benim balıklarıma bastırdın! 
      -Ben tazeler mi diye kontrol ediyorum.
      -Ben de öyle!
Kadın açtı ağzını yumdu gözünü! Adam:
      -Defol git! Bir daha bu dükkâna gelme! Dedi.
Allah’tan şoför bunu kibarca arabaya bindirip uzaklaştırdı da bu tatsız olay daha fazla büyümedi. Fakat kadın giden arabanın açık penceresinden başını uzatmış hala bağırıp çağırmaya devam ediyordu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

0 yorum:

Yorum Gönder

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Instagram

Kayıt olmak için E-Posta adresinizi giriniz:

Son Yorumlar

Popüler Yayınlar

İzleyiciler

Fotoğrafım
Apple of her mum and dad's eye, Yonca came to the world after having 41 weeks and 1 day womb journey and made her beloved ones happy. She was very active inside, so she continues this habit by clapping her hands so many times. Anne ve babasının göz bebeği, şans meleği 41 hafta ve 1 günlük anne rahmi serüveninden sonra dünyaya gelerek sevenlerini sevindirmiştir. İçerideyken kıpır kıpır olan Yonca, dışarıda da bu kıpırtıları bol bol el çırparak göstermektedir.

    Erkut Demirel'in Hikaye Kitaplarından En Çok Hangisini Beğendiniz?